Ana içeriğe atla

Çakırcalı Efe/Yasar Kemal

 








"Çakırcalı Efe! Çakırcalı Efe ! Yol ver geçelim .Yaban değiliz."

Yaşar Kemal'in ilk biyografik kitabı olan Çakırcalı Efe'yi tamamlaması tam tamına on altı yıl sürmüştür.Çakırcalı Mehmet Efe'yi araştırma için Karınca Dağları , Bozdağları,Beşparmak Dağlarına geçmiş tabiri yerindeyse adım adım kahramanımızın izini sürmüştür . Elinden geldiğince onu en iyi tanıyan insanlara ulaşmaya çalışmıştır. Kitabı kaleme alırken en çok iki kişinin bilgisinden yararlanmıştır. Birisi Çakırcalıyı öldüren müfrezenin kumandanı emekli albay Rüştü Kobaş diğeri ise eski bir Jandarma Çavuşu olan Hacı Ali çavuştur. Bu arada Yaşar Kemal Çakırcalı'nın en son kızanına da ulaşmış fakat anıları için istediği miktarda parayı bulamadığı için onun en yakınlarından  birisi olan son kızanının ağzından anılar dinleyememiştir.

Ne kadar büyük bir bencillik Koca Mustafa Efe'nin Çakırcalı'nın anılarını  para ile satmaya çalışması. Ama  o vakite kadar da derlediklerinden yeterince bilgi sahibi olabileceğimiz bir eseri harika bir üslup ile kaleme almış Yaşar Kemal.

Kitabın ilk sayfasında "Halk arasında o günlerde dillerden düşmeyen bir laf vardı : 'Osmanlıya güven olmaz' diye bir cümle geçmektedir. Çakırcalı Mehmet Efe Osmanlıya baş kaldırmış 1081 kişiyi öldürmüş  ve  her kişiyi öldürüşünde de kendini haklı görmüştür. Diğer yandan da fakir fukarayı gözetmiş yöre  insanlarının kahramanı olmuştur. Çakırcalı'nın ünü  sadece Ege'de Türkiye'de değil tüm Avrupa'yı sarmış  bir İtalyan Generali ile İtalyan, İngiliz, Fransız  gazetecileri kendisini ziyaret etmiş. Fakat ziyadesi ile de hayal kırıklığına uğramışlardır. Çükü onlar korkunç bir eşkıya beklerken onları kibar, nazik bir beyefendi karşılamıştır... Ben kişi hayatta iken söylenenden daha çok ölümünden sonra kişi ile ilgili  söylenenlere önem  veririm. Bunu da sizinle kitaptan bir alıntı ile paylaşmak istiyorum:




"Rüştü Bey gördün mü yaptığımız işi ? Çakırcalı gibi bir yiğit buna layık mıydı ? Keşke o  bizi vuraydı, dediler." (s.222)


"Ve ömründe ilk defa anası  gibi konuştu.Osmanlı babansa da mertliğine güvenme.Alacağınız olsun Kara Sait."(s.107)


"O köyler köy oldu olalı,  ne eşkiyadan , ne hükümetten , ne ağadan , Çakırcalı 'dan gördüğü iyilik kadar iyilik görmemişti."(s.111)


"Serçeler şahin oldu sen gidince."(s.169)






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Robina Bungalov Hotel / Antalya -Kemer /Olympos

Senenin en güzel mevsiminden ve en güzel ayından hepinize selamlar! Hani derler ya, deniz, güneş ve kum... Tam da bu üçlünün tadını doyasıya çıkarabileceğiniz, şirin mi şirin, eğlenceli mi eğlenceli bir mekandan bahsetmek istiyorum. Robina Bungalov Hotel , tarih, doğa ve deniz aşığı herkese hitap eden harika bir yer. Antalya'nın Kemer - Olympos bölgesinde konaklamak için mükemmel bir seçenek. Biz 4 kişilik ailemizle tatilimize Olympos'tan başlamak istedik ve oteli tamamen tesadüfen, arama motorunda bulduk. Herhangi bir turizm acentesine bağlı kalmadan direkt olarak oteli aradık ve rezervasyon yaptırdık. Nasıl bir yerle karşılaşacağımızı gerçekten bilmiyorduk; kalacak bir yer olsun, gün boyu koyda olacağız diye düşündüğümüz için detaylara pek takılmadık. Ama böylesine konforlu ve keyifli bir yerle karşılaşacağımızı biz bile tahmin etmiyorduk. Sabahları kuş sesleriyle yemyeşil doğanın içinde, otantik bir bungalovda uyanmak harika bir histi. Odalar, bar, pastane ve res...

BLUE MOON / ALYSON NOEL

Alyson Noël’s Blue Moon is the second installment in The Immortals series, continuing the journey of Ever Bloom as she navigates her newfound immortality and the complications it brings. The novel delves deeper into the magical and emotional aspects of Ever's life, presenting a story rich in romance, conflict, and self-discovery. The plot revolves around Ever’s attempts to harness her powers while grappling with a mysterious threat that could separate her from her soulmate, Damen, forever. Noël masterfully creates tension by introducing an antagonist whose motives are both personal and far-reaching. This dynamic gives the story an edge, ensuring that readers remain engaged. One of the book's strengths lies in its exploration of choices and consequences. Ever’s character grows as she faces moral dilemmas and learns the cost of tampering with fate. Noël’s writing captures Ever's internal struggles vividly, making her a relatable protagonist despite her supernatu...

Konstantiniyye Oteli / Zülfü Livaneli

              "Bir toplumun müziği bozuldu mu , o toplumda pek çok şey bozulmuş demektir. " Zülfü Livaneli’nin "Konstantiniye Oteli" romanı, İstanbul'un sembolü haline gelmiş bir otelde toplanan birbirinden farklı karakterlerin hikayelerini anlatan, derin toplumsal ve bireysel temaları işleyen bir yapıt. Roman, modern Türkiye'nin sorunlarını ele alırken aynı zamanda tarihsel bir arka plana da dayanıyor. Konu: Roman, İstanbul’un köklü ve tarihi bir oteli olan Konstantiniye Oteli’nde bir araya gelen karakterlerin bir kongreye katılmalarını konu alıyor. Otelde bir araya gelen bu insanlar, geçmişleri ve yaşam öyküleriyle hem birbirleriyle hem de okuyucuyla yüzleşiyorlar. Otel, toplumun küçük bir simgesi haline geliyor; burada farklı sosyo-ekonomik sınıflardan insanlar bir araya geliyor ve Türkiye'nin güncel meselelerine dair eleştiriler yapılıyor. Ayrıca, karakterlerin kişisel travmaları, idealleri, arzuları ve zayıflıkları da işleniyor. A...