Ana içeriğe atla

Bir Çöküsün Öyküsü / Stefan Zweig

  



 Düşünsenize uyandığınız andan gözünüzü kapayıp uyuyacağınız ana kadar herkes peşinizde pervane. Ne isteseniz iki dudağınızın arasında hemen oluveriyor. Saygınlık , itibar hat safhada tabi bu arada illaki sizin ayağınızı kaydırmak isteyen ve bunun için bile isteye komplolar kuran insanlar da olacaktır çevrenizde. Lakin yeterince sevgi ve itibar gördüğünüz bir ortamda bu tip şeyleri görmezden gelecek ya da bir şekilde halledivereceksiniz. Çünkü çevrenizde sizi sayan , seven insanlar var ve onların var oluşu sizi güçlendiriyor hatta biraz da bu ilgi ve sevgiye bağımlı hale getiriyor. Ta ki her şey tepe taklak olana kadar .Kanımca kişinin hayatını şekillendiren gördüğü sevgidir. Sevilmek içi neler yapmaz ki canlılar , çiçekler sevilmek için renk renk tomurcuklar açar, kediler  sevilmek için insanın ayağına dolaşır , kuşlar sevilmek ve fark edilmek için güzel melodilerle şakırlar, bebekler ise sevimli sesler çıkararak dikkat çekmek yani sevilmek isterler. Ne kadar kudretli bir şeydir bu sevgi  , yokluğu süründürür çokluğu şımartır. Ama en çok da sevilmeye ve ilgi görmeye alışık olup da bunu hastalık derecesinde kanıksayanların işi çok zordur. Çünkü , insan  ne vakit etrafındaki sevgi ve ilgi duvarları yıkılır ve gözden düşer işte  tam da o vakit o insan hayatını sevilmeye , dikkat çekmeye yönlendirir bir hastalık gibi.

Baş karakterimiz Madam Prie'ye de tam da böyle bir kişilik. Tüm Fransa'nın önünde diz çöktüğü ,saray ahalisinin bir tebessümünü görebilmek için türlü türlü  şeyler yaptığı , bir devrin en kudretli kadını el üstünde tutulurken, saray ahalisi ağzından çıkanı havada kaparken ne oldu da bu ilgi bu alaka ve sevgi bir anda kibrit gibi kesiliverdi. Neden gözden düşüp  Normandiya 'da bir köye sürgün edildi. Ne vakit gücünü kaybetti işte o vakit onu çevreleyen insanlarda birer birer çil yavrusu gibi dağılıverdi. Düşünsenize dipsiz bir kuyunun içine düşmek gibi bir şey etrafınızı çepeçevre saran insanlar bir anda yok oluveriyor. Bir anda boşlukta olup çıldırmamak elde değil. Bu kadın nasıl bir ihanet etmiştir ki böylesine yoklukla cezalandırılsın ?  Artık kitabı okuduğunuzda neyin neden olduğunu siz de anlayacaksınız. Bir günde çabucak bitirebileceğiniz kısa , sürükleyici bir eser.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Robina Bungalov Hotel / Antalya -Kemer /Olympos

Senenin en güzel mevsiminden ve en güzel ayından hepinize selamlar! Hani derler ya, deniz, güneş ve kum... Tam da bu üçlünün tadını doyasıya çıkarabileceğiniz, şirin mi şirin, eğlenceli mi eğlenceli bir mekandan bahsetmek istiyorum. Robina Bungalov Hotel , tarih, doğa ve deniz aşığı herkese hitap eden harika bir yer. Antalya'nın Kemer - Olympos bölgesinde konaklamak için mükemmel bir seçenek. Biz 4 kişilik ailemizle tatilimize Olympos'tan başlamak istedik ve oteli tamamen tesadüfen, arama motorunda bulduk. Herhangi bir turizm acentesine bağlı kalmadan direkt olarak oteli aradık ve rezervasyon yaptırdık. Nasıl bir yerle karşılaşacağımızı gerçekten bilmiyorduk; kalacak bir yer olsun, gün boyu koyda olacağız diye düşündüğümüz için detaylara pek takılmadık. Ama böylesine konforlu ve keyifli bir yerle karşılaşacağımızı biz bile tahmin etmiyorduk. Sabahları kuş sesleriyle yemyeşil doğanın içinde, otantik bir bungalovda uyanmak harika bir histi. Odalar, bar, pastane ve res...

BLUE MOON / ALYSON NOEL

Alyson Noël’s Blue Moon is the second installment in The Immortals series, continuing the journey of Ever Bloom as she navigates her newfound immortality and the complications it brings. The novel delves deeper into the magical and emotional aspects of Ever's life, presenting a story rich in romance, conflict, and self-discovery. The plot revolves around Ever’s attempts to harness her powers while grappling with a mysterious threat that could separate her from her soulmate, Damen, forever. Noël masterfully creates tension by introducing an antagonist whose motives are both personal and far-reaching. This dynamic gives the story an edge, ensuring that readers remain engaged. One of the book's strengths lies in its exploration of choices and consequences. Ever’s character grows as she faces moral dilemmas and learns the cost of tampering with fate. Noël’s writing captures Ever's internal struggles vividly, making her a relatable protagonist despite her supernatu...

Konstantiniyye Oteli / Zülfü Livaneli

              "Bir toplumun müziği bozuldu mu , o toplumda pek çok şey bozulmuş demektir. " Zülfü Livaneli’nin "Konstantiniye Oteli" romanı, İstanbul'un sembolü haline gelmiş bir otelde toplanan birbirinden farklı karakterlerin hikayelerini anlatan, derin toplumsal ve bireysel temaları işleyen bir yapıt. Roman, modern Türkiye'nin sorunlarını ele alırken aynı zamanda tarihsel bir arka plana da dayanıyor. Konu: Roman, İstanbul’un köklü ve tarihi bir oteli olan Konstantiniye Oteli’nde bir araya gelen karakterlerin bir kongreye katılmalarını konu alıyor. Otelde bir araya gelen bu insanlar, geçmişleri ve yaşam öyküleriyle hem birbirleriyle hem de okuyucuyla yüzleşiyorlar. Otel, toplumun küçük bir simgesi haline geliyor; burada farklı sosyo-ekonomik sınıflardan insanlar bir araya geliyor ve Türkiye'nin güncel meselelerine dair eleştiriler yapılıyor. Ayrıca, karakterlerin kişisel travmaları, idealleri, arzuları ve zayıflıkları da işleniyor. A...